Bir Yorgunluk Özlemi...
Bugün epeyce bir yürümek zorunda kaldım. Kaskatı kesilmiş
ruhumun aksine bedenimi uzun zaman sonra ilk kez böylesine hırpaladım.
Yorgunluk, ayaklarıma takılmış bir zincir misali, attığı her adımı
ağırlaştırıyordu. Güç bela, soluklanmak niyetiyle kendimi bir kafeye attım.
Oturduğum anda yorgunluğun o katranlı ve siyah rengini hissettim. Bacaklarım
sızlıyordu. Nedendir bilmem sanki ömrüm boyunca ayrılmadığım evimi sekizinci
kattaki bir apartman dairesine taşımışçasına bir yorgunluktu o an bendeki. Seni özlediğimi fark ettim daha sonra.
Ayaklarımdaki yorgunluk fırtınası seyrini değiştirip kalbime yöneldi aniden ve
tozlanmış yüreğimi bir nebze de olsa temizledi. Seninle yürüdüğümüz o uzun
mesafelerdeki yorgunluğum geldi aklıma. Bitmek bilmeyen yaşama şevkinin, benim
melamet ehli ruhuma bir reddiye olduğu o güzel zamanlar…
Seninle el ele yürüyüp gezdiğimiz nice güzel yerlerden
ziyade asıl özlediğim, seninle yürümüş ve seninle yorulmuş olmakmış anladım.
Ayaklarımdaki sızı gibi, tarlada hasadını toplayan rençberin alnındaki teri silişi
gibi, çocukken elime batan kıymığın acısı gibi, çaresizken edilen dualar gibi;
hayal kurmadan, havsalamı zorlamadan anladım.
Şimdi eve yürüyorum..
Dinlenmekten korkarak...
Mehmet Emin Dandin
Yorumlar
Yorum Gönder