Bulaşıcılığın Uzaklaştırdığı Bir Cemaatle Uyandım Bugün
Giderek soluklaşan sokakların, kapalı kahvehanelerin, boş meydanların, zaruri durumlar dışındaki eylemsizliğin hakimiyetini hissederek açtım gözlerimi. Birçoğumuz için müslümanlığımızın tek delili olan cuma namazına bile gidemedim. Bu ürpertici hallerin müşahedesiyle geçiyor günler. Nitekim garip zamanlardan geçiyoruz. 'Gerçek' ile ilişkimizin sanal ve yapay bir hal aldığı yüzyılın; belki de kendimizi yani insanı bir hakikatle burun buruna getiren en önemli hadisesine tanıklık ediyoruz.
Çin'de zuhur eden bir virüsün tüm dünyayı etkisine alıp; modern insanı izole bir hayata mecbur etmesi, modern insanın ölümün soğuk nefesini ensesinde hissetmesi yaşadığımız hastalıklı çağ için elzem bir aşı mahiyetinde - değil midir? Bir takım komplo teorilerini, bu hastalıklı çağdan faydalı - sağlıklı bir iş neşvünema olabilir mi şüphesini ve aşının yaratması muhtemel diğer komplikasyonlarını gözardı etmeden bu soru üzerine düşünmenin oldukça önemli olduğu kanaatindeyim.
Sadi Şirazi'nin deyişiyle ''bir damla kan ve sayısız endişe'' olan insanın endişelerinin tek bir odak noktasında toplanması ve bu endişenin acınası tezahürü olarak tıpkı bir aslandan kaçan bizon sürüsü gibi market raflarını yağmalaması; insanın 'Tanrı' rolünü sadece kameralar karşısında oynayabildiğinin yegane ispatı olsa gerek.
Benliği parçalanmış ve kendisiyle olan sosyal mesafesi giderek açılmış olan insanın, evine ve yurduna hapsolması en azından erbain nispetinde bu durumu bir tefekküre çevirebilmesi; kişisel tedbirler kadar önemli sayılmalıdır.
Bulaşıcılığın uzaklaştırdığı bir cemaatten, bulaşıcılığın yakınlaştırdığı bir cemaatte saf tutabilmek ümidiyle...
M.Emin Dandin
Çin'de zuhur eden bir virüsün tüm dünyayı etkisine alıp; modern insanı izole bir hayata mecbur etmesi, modern insanın ölümün soğuk nefesini ensesinde hissetmesi yaşadığımız hastalıklı çağ için elzem bir aşı mahiyetinde - değil midir? Bir takım komplo teorilerini, bu hastalıklı çağdan faydalı - sağlıklı bir iş neşvünema olabilir mi şüphesini ve aşının yaratması muhtemel diğer komplikasyonlarını gözardı etmeden bu soru üzerine düşünmenin oldukça önemli olduğu kanaatindeyim.
Sadi Şirazi'nin deyişiyle ''bir damla kan ve sayısız endişe'' olan insanın endişelerinin tek bir odak noktasında toplanması ve bu endişenin acınası tezahürü olarak tıpkı bir aslandan kaçan bizon sürüsü gibi market raflarını yağmalaması; insanın 'Tanrı' rolünü sadece kameralar karşısında oynayabildiğinin yegane ispatı olsa gerek.
Benliği parçalanmış ve kendisiyle olan sosyal mesafesi giderek açılmış olan insanın, evine ve yurduna hapsolması en azından erbain nispetinde bu durumu bir tefekküre çevirebilmesi; kişisel tedbirler kadar önemli sayılmalıdır.
Bulaşıcılığın uzaklaştırdığı bir cemaatten, bulaşıcılığın yakınlaştırdığı bir cemaatte saf tutabilmek ümidiyle...
M.Emin Dandin
Yorumlar
Yorum Gönder